Tevhid inancı, kişileri ve toplumları ifsad eden yapı ve anlayışları kökten değiştirmeyi ve her türlü zulüm ve tuğyanı ortadan kaldırmayı amaçlar; sürekli olarak dönüştürme sorumluluğunu ve devrimci eylemliliği gerekli kılar. Bu çaba, yakın çevreyi gözetmek ve öncelemekle birlikte, bölgesel ve taktik hedeflerle sınırlandırılamaz. İslami mücadele süreci, yeryüzünün bütününde ve hayatın her alanında inancın amelleştirilmesi sürecidir. Tevhid akidesi, düşünce sistemimizi belirlediği kadar, hayat tarzımızı, tebliğ ve mücadele yöntemimizi de belirler.
Müslümanlar kulluk görevlerini, ancak vahyi bilginin yaşamlaştırılması mücadelesi ile yerine getirebilirler. Kur'an, vahyi bilgiyi amelleştirerek batıldan ayrışmayı, şirki yok etmeyi ve tevhidi hakim kılmayı gerekli kılar. İslam'ı hayata uygulamada oluşum ve inşanın, zulüm ve şirki defederek toplumu dönüştürme eyleminin, elde ettiğimiz güç ve kazanımları koruma tavrının "nasıl" olması gerektiği sorusu, karşımıza yöntem sorununu çıkartmaktadır.
Yöntem, bir amaca erişmek için takip edilen yoldur. Yöntem (metod) terimi, biri zımnî olan, iki temel unsuru bünyesinde barındırır. Bunlardan birisi erişilecek olan amaç ve diğeri ise takip edilecek yoldur. Amacın açıklığı ve netliği, hedefe nasıl ve hangi yol izlenerek gidileceğinin tesbitinden çok daha önemlidir. Zira amacı netleşmemiş veya amacını tanımlama konusunda tereddütler yaşayan bir çabanın, doğru bir istikamet tutturabilmesi imkansızdır. Bununla birlikte amacın net ve anlaşılır olması, amaca götürecek yolun da kendiliğinden aydınlatılmış olması anlamına gelmemektedir.
Müslümanlar açısından nihai amaç, Allah'ın rızasına ulaşmaktır. Rabbimizin rızasına ise ancak yol göstericimiz olan Kur'an'ın düsturlarını itikadımızda, duygu ve düşüncemizde ve pratik hayatımızda temel belirleyici kılarak ulaşabiliriz. Kur'an bizden, gerek zihinsel gerekse sosyal alanda ifsad olmuş anlayış ve yapılan, muhkem ayetler ışığında ıslah etmemiz ve dönüştürmemizi, iyiliği emredip kötülükten menedecek bir mücadele süreci içinde yer almamızı ister. Allah'ın rızasına kavuşmak, O'nun kullarına yüklediği görevleri yerine getirmekle mümkün olabilir. İnsanlığa Rabbani ölçü kaynağı olarak gönderilen Kur'an; en başta nefsimiz ve Rabbimizle, içinde yaşadığımız toplum ve sistem ile varolan ilişkilerimizi belirler, hayata düzenleyici müdahalelerde bulunur, müminleri eyleme sevkeder ve sınar.