a) Hazırlık Aşaması

İslami mücadele, ancak onu taşıyabilecek güce sahip, yeterli bir yapı üzerinde yükselebilir. Böyle bir yapı, tevhid ve adaletin şahitliğini üstlenen, adanmış ve yetişmiş insan unsurunun istişari katılımlarıyla oluşur. İslami şahsiyetler yapıyı oluşturur; yapı, süreç içinde İslami şahsiyetleri yetiştirir ve olgunlaştırır

İslami mücadele sorumluluğumuz, müslüman olduğumuzu bilinçli olarak idrak ettiğimiz anla başlar. Kur'an, hayatı bölmez. İslami mücadele, ne sadece teorik sorunlara haps olmuş bir fikir kulübü faaliyetidir; ne de düşünsel üretime ve eğitime önem vermeyen salt siyasal bir harekettir. İslami mücadele, mektep ve hareket anlayışlarını aynı anda içinde barındırmalıdır. Hayat bir bütündür. Kendimizi yetiştirme ve cemaatimizi oluşturup geliştirme çabası, düşünsel ve teorik kazanımlara bağlı olduğu kadar, mücadele içinde ortaya konulacak bir eylemliliği de gerekli kılar. Günlük programlar dahilinde eğitimimiz geliştirilecek (Az bir kısmı hariç, gecenin yansı veya biraz eksiği ya da biraz fazlasında kalk. Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde (tertil) oku. (Müzemmil, 73/2-4)), Kitap'taki ve evrendeki ayetler kavranacak Biz onlara evrende (afak) ve kendi canlarında (enfüs) ayetlerimizi göstereceğiz ki o Kur'an'ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun... (Fussilet, 41/53)) ve bu çabalarla birlikte günün her anında "la ilahe illallah'' şiarının bilinciyle Rabbimize kul olduğumuz hatırlanacak (O doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Yalnız O'nu vekil tut. (Müzemmil, 73/9), batıl inanış ve şerden uzaklaşılacak (Kendini arındır. (Müddesir, 74/5))  ve onlara itaat edilmeyecektir (Öyleyse yalanlayanlara itaat etme. (Kalem, 68/8)).

Mekke'de ilk inzal olan ayetlerdeki pratik sorunlarla ilgili vurguların yoğunluğuna bakacak olursak, pratikten kopuk bir bilinçlenme ve hazırlık safhasının düşünülemeyeceğini kavrarız. Şirki ve şirk güçlerini reddetmek ve Rabbimizin adını yüceltmek ifadesiyle de özetlenebilecek olan vahyî mesaj, ilk ayetlerde de son inzal olan ayetlerde de bize hep aynı sorumluluğu yüklemektedir: Müstekbirlere, müfsidlere, batıl itikat­lara karşı tavır alma, şirkten ayrışma ve dini yalnız Allah'a has kılma.

İslami yapının oluşumu veya hazırlık safhası olarak değerlendirilen bu süreçte, Rasulullah'ın eylemi çoğu kez Kur'an'dan kopuk bir yaklaşımla ele alın­maktadır. Bu safha, genellikle pratik hayatın sorunlarından uzak, içe dönük bir eğitim süreci olarak, algılanmakta ya da davet aşamasına geçebilmek için yeterlilik anlamında bir mükemmellik aranmakta ve iç eğitim dışındaki ilgiler oyalanma olarak hafife alınmaktadır. Kur'an'ın ilk inzal olan surelerine baktığımızda ve Rasulullah'ın sünnetini Kur'an bütünlüğü içinde değerlendirdiğimizde pratikten kopuk bir hazırlık safhasının söz konusu olmadığım görürüz. Her şey tabii mecrası içinde kavranmalıdır. Doğal ortamından uzakta yetiştirilen bir ekinin sağlıklı olamaması gibi, mükemmelliği yakalamak için mücadele yükümlülüğünü erteleyici bir bekleyişin de sağlıklı açılım göstermesi mümkün değildir. Kur'an, hayata müdahale etmek için inzal olan bir kitap ise, Kur'ani bilinçlenme de sosyal gerçeklikten ve vahyî şahitliği üstlenen bir eylemlilikten kopuk olamaz.