Uzlaşma, taviz temelinde, itikadi farklılıkları meşrulaştırma ve egemen sistemle barışık bir şekilde yaşamaktır. İtikadi ve ilkesel alandaki uzlaşma, sonuç itibariyle siyasal tavır ve tercihlere de yansır. Uzlaşma, vahiy dışı inanç, kültür ve alışkanlıklarla bir arada yaşamaktır ki; bu inanç, duygu ve eylem alanlarının bölünmesi anlamına gelir. Uzlaşma, vahyi mesajın parçalanmasıdır. Laiklik, milliyetçilik, demokratlık gibi modern; mezhepçilik, saltanatçılık, tarih kutsayıcılığı, tasavvuf gibi geleneksel sapmaların kirine bulaşan uzlaşmacı kimliklerden arınmadan, sahih ve kuşatıcı İslami bir dönüşüm gerçekleştirilemez.
Uzlaşmacılıkla yakından alakalı olan reformcu tutum ise, mevcut halin kültürel, siyasal belirleyicilerinden kalkarak dini olanı; inanç, düşünce ve siyasal alanda rasyonalize etme veya çağa uydurma eylemidir. Reformculuk, bir değişim çağrısı içerse de, aslında pragmatik, telifçi, sentezci anlayış ve hesaplar içinde olunduğundan asla bağımsız ve sahih bir kimlik oluşturamaz.
Devrim veya inkılap, hayatın bütün alanlarında yaşanıp gerçekleştirilecek olan köklü değişim demektir. İslami inkılap, itikadi ve siyasi yapıyı eski ve köhne halden arındırıp, yeni ve sahih bir hale dönüştürmektir. İslami inkılap, münker ve müfsid olan her şeyin kişi ve toplum nefsinden ve davranışlarından sökülüp atılması, yerine vahyi ölçünün ve amelin ikame edilmesi demektir. İnkılap; ifsad olanı, tekrar ıslah etmek, yani köklü dönüşüme uğratmaktır. Kur'an'ın amacı budur. İslami mücadeleyi de oluşturan bu amaçtır. Bu yüzdendir ki, İslami hareketler devrimci olmak zorundadırlar. Devrimci tavır ile reformist tavır, ciddi olarak birbirinden ayrıştırılmalıdır.
Tağuti sistemlerce kuşatılmış olan müslümanlar İslami mücadeleyi yükseltmek maksadıyla dergi, dernek, vakıf, radyo, parti gibi sistem içi araçları, uzlaşmacılığı seçerek değil, ancak inkılapçı tavırlarından ve açık kimliklerinden taviz vermeksizin kullanmalıdırlar. Egemen sistemin kendi işleyişine katma ve kuşatma fonksiyonu taşıyan araçlarına, uzlaşmacı bir tavırla yaklaşım, İslami duyarlılığın karşıt güçlerce kuşatılması akıbetini getirir. Bulanık kimliklerle, zaten bu akıbetten kaçabilmenin imkanı da yoktur. Bu konuda da karşımıza çıkan gerçek; bağımsız müslüman kimliğini ifade eden, kendine yeter, Kur'an merkezli bir sosyal yapı olabilmek ve onun istişari denetimini belirleyici kılabilmektir.