Kur'an en genelde tüm insanlara hitap etmektedir. Bireysel ilgileri yönlendiren ve kamuoyu oluşturan en önemli konulardan birisi de, içinde yaşanılan toplumun gündemine kendi tezlerimizi sokabilmektir. Ancak cahili sistem tarafından kuşatılan ve denetlenen toplumsal kamuoyunda, sahih ve net gündemler oluşturabilmek çok kolay değildir. Mesajın değeri ve gündem tutması kadar, bunu kamuoyu gündemine sokabilecek ve sonuçlarını devşirebilecek olan yapının gücü de önemlidir. Yaşadığımız toplum içindeki İslami duyarlılığa sahip kitlelerin gündemini etkilemek ise şüphesiz daha kolaydır. İslami kamuoyu diyebileceğimiz bu alanda, mesajımızı ciddi, yeterli, sürekliliği olan bir şekilde gündeme sokabilirsek hem yakın kamuoyunu yönlendirmiş, hem de toplumun tümüne net mesajlar iletmiş oluruz. Ancak dışa dönük faaliyetler ve bazı araçların kullanımı ile oluşturulacak etki kadar, uyarılan potansiyelin yönlendirilmesi, şevki ve organizasyonu da en az gündem belirlemek kadar önemlidir. Diğer açıdan mesajımızı kamuoyunda gündemleştirebilmemiz ise, uyarılmadıkları için suçlu arayan kişiler karşısında Rabbimize mazeretimiz olacaktır ) (İçlerinden bir topluluk: 'Allah'ın helak edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azab edeceği bir kavme artık ne diye öğüt veriyorsunuz?'dedi. Dediler ki: 'Rabbimize mazeret için, bir de belki korunurlar diye. (A'raf, 7/164)).
İslami kimlik sorununu çözümlemiş ve mücadele metodu konusunda öncelikli konulara dikkat eden bir hareket; içinde bulunduğumuz fiili konumda, kitleleri gerek batıl inanç ve kabullerden arındırmak ve gerekse egemen şirk sistemine karşı mücadeleye sevk etmek için gündem oluşturmalı, duyarlı ve sorumluluk taşıyan muhatapları eğitmelidir. Ayrıca İslami çalışmalar içindeki kişi ve grupların anlayış ve hedef birliğini sağlamak için diyalog girişimlerinde bulunulmalıdır. Böyle bir hareketin oluşturduğu beraberlik; Kur'an toplumu diyebileceğimiz bilinçte ve fedakâr, üretken, mücadeleci bir nitelikte olmalıdır. Niceliği kazanacak, onu eğitip yönlendirecek olan niteliktir.
İslami oluşumun başlangıcındaki niceliksel zayıflığımız (Düşünün ki bir zaman siz az idiniz, yeryüzünde hırpalanıyordunuz, İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah, sizi güze! şeylerle besledi ki, şükredesiniz. (Enfal, 8/26)), egemen güçlerin bizleri kolayca hırpalamasına ve kitlelerin bize ve mesajımıza karşı soğuk davranmasına neden olabilir, İslami mücadele süreci zorluklar ve imtihanlarla doludur. Ancak her türlü zorluk ve baskı karşısında direnmeli ve mücadeleyi yine kulluk bilinciyle yükselteceğimiz mücadele içinde kazanmalıyız (Andolsun biz sizi deneyeceğiz ki içinizden cihad edenleri, sabredenleri bilelim ve söylediğiniz sözleri sınayalım. (Muhammed, 47/31)). İslami mücadele fikir kulüplerinde, soyut düşünce üreten zeminlerde ve pratik kaygılar taşımayan çevrelerde değil, mücadele alanında kazanılır. Halis bir niyetle ve gereğince aklederek Allah'a ve O'nun Kitabı'na sarıldığımız müddetçe Rabbimiz yolumuzu aydınlatacaktır (Allah'a iman edip O'na sarılanları (Allah) kendisinden olan bir rahmetin ve bir lütfün içine sokacak ve onları kendisine varan dosdoğru bir yola yöneltip iletecektir. (Nisa4/l75))